24 Eylül 2008 Çarşamba

kalp yiyen'in şarkısı:başlangıç


beklemediğim bir anda kalp yiyen'den bir tehdit aldım.aslında ''tehdit'' dememeliyim.kalp yiyen'in yöntemleri biraz gariptir ama işe yarar her zaman.biraz da korkuyorum ondan.işte bu yüzden büyük çabalar sonucu auguste'nin öldüğü yere gittim ve uzun aramalar sonucu eski bir günce buldum.şimdi kalp yiyen'in doğum anını anlatan kısmı yazıcam.auguste'nin kim olduğu ileride açıklanacaktır:

''auguste güzel bir rüyanın ardından gelen kabusundan uyandı bir sabah.ters giden bir şeyler vardı.farklı bir şey...
eksik olan bir şey...
ruhunu yokladı ve en ufak bir his parıltısı bulamadı.
ne keder ne sevinç...
öfkenin zayıf bir anısı canlandı aklında ama bu sadece bir anıydı.bir sözcük gibiydi artık.ne olduğunu bilmeden ve hissetmeden sadece hatırladığı bir sözcük.
bir süre düşündükten sonra karar verdi:çürümüş kalbinden kurtulacaktı.işe yaramazdı çünkü.

önce kazağını yırtıp attı üzerinden ve toprağın derinliklerinden onu çağıran bıçağını çıkarmak için kullandı sopasını.o toprağı kazdıkça gök kararmaya başladı.
yine bir kaç yara aldıktan sonra bıçağı buldu ve uzun süredir hatırlamadığı bir sanatı uyguladı bedeninde.
etin ve kemiğin çelikle birleşen tınısıyla çınladı karanlık gece.
canı hiç acımadı ama bir şey oldu:
kalbinde kalan kan son bir gayret yayıldı bedenine ve gözleri o kanla doldu.kan simsiyahtı,gözleri de...
karanlığa rağmen müzik devam etti ve kalbi,yerinde siyah bir boşluk bırakarak ayrıldı bedeninden.
yüreğinin içine gömülü taşları çıkarıp aldı eline.üzerindeki isimler tanıdıktı.torbasına attı taşları.
ve kalbini bir zamanlar vasiyet ettiği gibi bir kediye verdi:
''hangisine verileceğini bilir o''

bıçağını son bir kez göğe kaldırıp ayın çılgın parıltısını gördü ve mırıldandı kalp yiyen'in şarkısını.''

işte hikaye bu.ilişikte auguste'ye ait bir resim vardır.ondan hareketle hikaye biraz daha anlaşılır olabilir.

Hiç yorum yok: