7 Kasım 2008 Cuma

korkak'tan çeşitlemeli korku'ya


uzun zamandır yazmıyorum yine.tabii ki bir çok şey oldu ama çok fazla işte,çok.mesela yasemin mori konseri vardı.saat 22.00 sularında mekana alındık ve fakat konser 01.00'de başladı ve fakat!!!
sahnede adını koymakta zorlandığım şeyler gördüm,bu dünyaya ait olmayan şeyler.bu kadarını beklemiyordum sahiden ama muhteşemdi.
neyse bunları geçelim.

-burdan hayata okkalı bir küfür yollamak istiyorum.
-niye lan?!
-özlediğim insanlar var işte.
-çağır o zaman onları.ya da ara işte,ne bileyim?yanlarında bitiver bir anda...
-olmaz,isimlerini bile anmak istemiyorum.
-niye ki?
-sıkıldım artık.yeni isimleri anıp özlemek istiyorum.

yeni isimler...bu istek gerçek olabilir pek tabii fakat korku var:

oysa korku kendi memesini
emerek büyür;
nasıl
burmalı
bu memeyi?
nasıl
kurtulmalı
nasıl nasıl nasıl
korkunun sütü olmaktan?


cevaplar burnunun dibinde olsa da korkunun köpeği ''tembellik'' uzandırmıyor elini,kalbini...buna ''büyümek'' diyenler var ki büyük bile sayılmazlar,çocuklukla da alakaları yoktur.bazıları da adlandırmaktan çekinir bu ''kaçma hissi''ni.bence bu ruhsal bir savunma mekanizması.tinsel immun sistemin bir parçası belki de...

-yani senin hiç suçun yok!sadece doğal bir mekanizma,elinde olmayan bir şey!
-kızıp duruyorsun(ki haklısın) da ne yapmalı be abi?
hadi söyle,ne yapmalı?
-hiçbir fikrim yok.

Bir tüy,
bir telek gibi,
bir güz yaprağı gibi
k o p m a l ı
kuştan, ağaçtan, yeğnilikle, incelerek,
bağırmadan korkudan.

Hiç yorum yok: