6 Şubat 2009 Cuma

mürekkep lekesi


uzun zamandır yazmıyorum çünkü kafamdakileri toparlayamıyorum.ben de bununla uğraşmak yerine aklıma gelenleri sıralayayım istedim,buyrun izleyelim


**ben bazı insanlardan çok korkarım.şimdi bunu söyleyince yanlış anlaşılmalar olacaktır ki kastettiğim de ilk akla gelen değil.evet o anlamda korktuklarım da vardır ama ben onlardan bahsetmiyorum.yeni oyuncaklarıyla oynamaktan korkan çocuklar gibi...sevginin kardeşi olan korkudan bahsediyorum ben.neyse korkum bu yazıyı tamamlamamı istemiyor.

**şimdi benim bir yere ev diyebilmem için,oradan uzaklaştığımda onu özlemem için,dışardan geldiğimde rahatladığımı hissetmem için...burada yazılacaklar sonsuza kadar sürer,sonuca gelelim.
ben bir yeri ev olarak benimsediğimi şöyle anlarım:eğer bir mekanda karanlıkta el yordamıyla aradığım şeyi bulabiliyorsam orası artık benim için evdir.bu yüzden böyle malikâneler,saraylar falan ev olamaz benim için.

**şimdi yazacağım şeyi tarif etmem zor o yüzden şu talimatlarıma uyulup gözlenmeli.
bir gözü kapatıp aynaya bakmalı ve gözün burun tarafındaki ucunda bulunan hafif bir açıklık görülmeli.işte bu boşluk yüzünden insan ağladığını gizleyemiyor.''gözlerimi kapatayım,yaşlar içeride kalsın'' diyor ama o açıklıktan yine dışarı çıkıyor yaşlar.
ve aslında bu iyi bir şey.galiba.

**ağlamak güzeldir diye düşünüyorum.ancak bu eylem işteş bir konuma gelirse sonsuza kadar sürecekmiş gibi gelir.sadece tuzlu su değildir onlar.
Bir de çocuk ağlaması kadar kötü bir şey yoktur galiba.bunu düşününce aklıma hep kemal sunal’ın gülen adam filmi gelir.adından da belli olduğu gibi kemal sunal burada doğumundan beri hep gülen bir insanı canlandırmaktadır.filmin sonunda çocuğunun doğumuna ve doğal olarak ağlamasına tanık olur.her şeye gülen o herif birden somurtur ve finalde güneş batarken önünden tekerlekli evini çekerek taşıyan gülen adamı görürüz.aynı anda da kendisini inceleyen genç doktorla konuşmasını duyarız:
-nereye gidiyorsun böyle?
-ben bir sürü acı çekmeme rağmen hep güldüm fakat çocuğum daha doğar doğmaz ağladı.onun ağlamayacağı bir yer bulmaya gidiyorum.

**bazı rüyalar vardır.çok çok çok güzeldir ama gerçek olması mümkün değildir ya da o an içinde bulunduğun şartlar berbatken harika rüyalar görürsün
sonra uyanırsın.duvara çarpar gibi...ağlarsın.nefret ediyorum o rüyalardan.

**doğumdan önce soruyorlar ''bak şimdi bu bu bu var.yaşamak istiyor musun?''
ve evet diyoruz bir sebepten
sonra da o sebebi hatırlamak için ömrümüzü harcıyoruz.
garip

**geçen karanlık bir diyarla,yeşil bir diyarın sınırında dolaşırken kıskançlık ve hayal gücünü el ele gördüm.
sonra?
sonrasını hatırlamıyorum.o öfke bulutlarının sıcaklığı ve havada savrulan kalp parçaları kalmıştı geriye,biraz da pişmanlık.

Hiç yorum yok: