9 Eylül 2009 Çarşamba

42


şimdi sana birisinden bahsetmek istiyorum ya da birilerinden. bu anlattığım özellikler tek bir kişiye de ait olabilir bir çok kişiye de ve bu durum herhangi bir şeyi değiştirmez. bu kişinin veya kişilerin gerçek ismi kullanılmayacaktır. takma bir isim de vermiyorum. sen bilmezsin ama böyle hareketler çok risklidir: bir gün birisine takma bir isim verip onu anlatırsın ve birden anlattığın özelliklere sahip ve o takma ismi gerçek ismi olarak benimseyip sevmiş birisi kapına dayanır.

benim başıma böyle bir şey gelmedi, başına böyle bir şey gelen birisini de duymadım ama var olma ihtimali sonsuzda bire yakın olan bir kişiye ufak ihtimallerden bahsedemezsiniz.

en başta büyük bir yanılgıya son vermek istiyorum. bir hikayeyi anlatmak için hikayedeki kişi olmak, hikayedeki kişiyle arkadaş olmak, hikayedeki kişi hakkında bilgi sahibi olmak hatta hikayeyi hayal etmek gerekmez. hikaye yazılır ve bu yeterlidir.
işte bu yüzden bu hikaye ile hiçbir bağlantım yoktur.

bu kişi sanılanın aksine utangaç birisi değildi. sadece yöntemleri farklıydı. bir kızdan gerçekten hoşlandığında zamanı durdurur ve onun dudağına bir öpücük kondururdu. daha sonra evrenin düzeni bozulmasın diye eski konumuna geçer ve zamanın akmasına izin verirdi. yine aynı sebepten bu olaydan kimseye bahsetmez hatta kendisi bile unuturdu bunu. gel gör ki evren bu olaydan en azından bir-iki kişinin haberdar olmasını isterdi ve bu yüzden kız ve oğlan bunu hatırlardı, hiç farkında olmasa da. utangaç sanılmasının sebebi buydu işte, sıranın karşıda olduğunu düşünür ve ilk öpücüğü onlardan beklerdi.

...

mesela bir yazar varmış. adam sadece iki şey yaparmış: yazmak ve yarattığı karakterleri taklit etmek. insan kendi yarattığı karakterlere imrenir mi? oluyor işte.

...

freud'un ilginç fikirleri vardır ama rüyalar konusunda pek fazla bilgisi yoktur. özellikle ''bilinçsiz yönetmenlik'' kurumuna dair hiç bir şey bilmez. bu kurumda kişiler farkında olmadan başka insanların rüyalarını yaratırlar. şimdi psikologlar, psikiyatristler ayaklanmasın ''bilinçaltı, bellek, höt höt!'' diye. işler her zaman öyle yürümüyor. rüya görmeyen bir grup talihsiz kişidir başkalarının rüyalarını yaratanlar. gerçek yönetmenler de olduğu gibi onların da bazı temel özellikleri olur hatta bazıları hitchcock'tan aldıkları ilhamla yarattıkları rüyalarda yer alırlar.

...

bir ara aklıma gelip de not defterime yazdıklarımı buraya aktarmaya çalıştım. aralarında bir bütünlük kurmaya çalışsam da pek başarılı olamadım fakat yorgun olduğumdan çok uğraşmak istemiyorum. neden yorgun olduğuma gelince: okul başladı!
ayrıca bunları yazarken üzerimde mutsuz bir ağırlık var. sebebi daha sonra açıklanır, umarım.

bu arada bence soru şu:

buraya yazılan soru evrenin ve zamanın sürekliliğini korumak adına galaksinin psikiyatristleri tarafından silinmiştir. soru bulununca psikiyatristlerin işsiz kalacak olmasının konuyla hiçbir alakası yoktur.

3 yorum:

jobberknoll dedi ki...

bunu sevdim..

vampirkedi dedi ki...

not aldığım sırada daha güzel gelmişti de yazınca aynı keyfi vermedi bana.

alpha bet dedi ki...

42?! :O