4 Şubat 2010 Perşembe

''travel is dangerous'' derlerdi de inanmazdım


20 yıl. İyimser bir tahminle hayatımın 4'te 1'i. Seni bilmem ama bu oranı ilk gördüğümde kendimi kötü hissettim. O 20 yılın nasıl da çabuk geçtiğini biliyordum çünkü. Sonra bu sürecin yaklaşık yarısının bilinçsiz geçtiğini hatırladım. Aslında bunu zamanın ne kadar çabuk geçtiğini unutmak için de yapmış olabilirim. Bunları trenle Ankara'ya dönerken telefona yazıyorum. Önceki cümlede I Wanna Hold Your Hand çalmaya başladı ve zincirleme çağrışımlar filizlendi kafamda. Önce The Beatles hayranı anatomi hocam, sonra Nick & Norah's Infinite Playlist ve bu filmin bana çağrıştırdığı başka şeyler geldi aklıma. Bir eksiklik hissettim ama kendimi çok kötü hissetmedim çünkü eksilenler yerine bana kattıklarını düşündüm. Yazı da dağıldı baya, eheh.
En son 20 yıl diyordum, yaşlı hissetmek için sebeplerim var diyordum. Şimdi aranızdaki 50lik amcalar 80lik nineler ve yürüyen ölüler bu serzenişlerim karşısında galeyana gelip kendi aralarında "buna iyi bir sopa lazım" diyorlardır. Siz de haklısınız ama biraz halden anlayın be(we can work it out çalıyor şu an:p). 6-7 sene önce çocuktum lan ben. Yalnız yuh bana! Hala esas konuya gelemedim. Bu 20 yıllık sürecin bana kattıklarından ve olgunlaşma serüvenimde bulunduğum konumdan bahsetmek istiyorum(yeni yılın başında hayatının muhasebesini yapma klişesinden kurtulamadığım düşünülürse pek ileri bir konum değil ya neyse)
Şimdi açık konuşmak gerekirse eksikliklerim var, hem de bir sürü:hayatın potansiyelini yeterince kullanmadım (bu sırada teenage wasteland,teenage wasteland, they're all wasted diyor the who'nun solisti)ve bu yüzden deneyimlerim yetersiz. Zamanımı kullanmak konusunda da başarısızlığım literatüre girebilecek kadar kallavi boyutta. Yazının gidişatı benim iyice yerin dibine gireceğimi gösteriyor. Başardığım şeyler de var meraklanma. Etkisi artsın diye sona sakladım.
Sosyal ilişkilerimle ilgili eksikliklerim var ancak bunları tanımlamak harbiden zor. Grip virüsü gibi sürekli değişiyor efendim, durduramıyoruz.
(bu iki paragraf arası uyudum ve şimdi Oasis'le Eskişehir Ankara arası rayları aşındırıyorum) Yeni bir çevreye girdiğimde uyum göstermekte zorlanıyorum. Biraz isteksizlik de oluyor. Yalnızlık daha iyiymiş gibi geliyor. Başka sorunlar da var ama hemen aklıma gelmiyor. Gelelim iyi yönlere. Hayatın değerini biliyorum.(bu kısımlar pek dürüst olmayacakmış gibi bir hisse kapıldım ve biraz uykum geldiğinden gerisinin evde yazılmasına...)

*:bu yazıyı yazarkenki ruh halimi bir daha yakalayamadığım için cep telefonumdan aynen aktarıyorum. tam iyi özellikleri anlatırken bitmesinden anlam çıkarılmaması iyi olur.