25 Mayıs 2011 Çarşamba

Kafam Bulanık Biraz


Oğlan kızı görüyor. İkisi de "varlığından haberdarım" anlamında gülümseyip aralarındaki mesafeyi asgari seviyeye indiriyorlar. Sıcak ve aydınlık bir yere geldiklerinde oğlan kızın gözlerine kilitlenip anlatmaya başlıyor:

''Ben sana hiç ''seni seviyorum'' demedim. Sonuçta bunu ifade etmenin bir sürü yolu var. Tabi iki kişinin de anlama ihtimali en yüksek yol bu ama ben böyle olsun istemiyorum. Bak sonuçta hatalarımı biliyorum ve dürüst olmaya çalışıyorum. Aslında dürüst olma hevesim yok ama bu cümleler senin gidişini geciktirme planımın bir parçası.''

Ve ben oğlanın suratına yumruğu patlatıyorum!

Kız oğlandan daha çok afallıyor. Oğlanın tepkisizliği kızda yer yer huzursuzlanmalara neden oluyor. Oğlan yerden kalkmak için hamle ediyor ama ben oğlanın suratına art arda yumrukları indirmeye başlıyorum. Oğlan bir anda neden mutsuz olduğunu hatırlamadığını farkediyor. Ben bunun yeterli olmadığını düşünüyorum.

Sonra kız acıyarak bize bakarken uzaklaşıyor.

Oğlanı bir kaç yara ve bol soru işaretiyle yalnız bırakıp kızın peşinden koşuyorum. Kız yaklaştığımı farkedince illallah efektiyle duruyor. Hep filmlerde görüp de özendiğim ama yapma fırsatım olmayan bir şeyi yapıyorum ve kızı omuzlarından tutup gözlerinin içine bakarak ''Mutlu musun?'' diye soruyorum. Bir süre sadece şehrin sesi geliyor.

Sonra cevap yok.

Donuk gözlerine daha dikkatli bakarken yansımamı farkediyorum. Arkamda bir şehir dolusu sıkıntılar yığını. Akrep kuyruğundan daha zehirli kuyruğum kızı korkutuyor. Korku gözbebeklerini genişletiyor. Daha bir karanlık bakıyor bana. Arkamdaki kalabalığa bakmak istiyorum ama bir türlü olmuyor işte.

Sonra oğlan kalabalığın karşısında kızın elini sımsıkı tutarken sunucu sabırsızlanıyor:

''Beyefendi cevabınız nedir?''

Oğlan kalabalığa bakıyor ama ışıklar gözünü aldığı için hiçbir şey göremiyor. Kalabalıktan gelen anlamsız gürültü oğlanın kafasını iyice karıştırıyor. Büyük bir beklentiyle kızın gözlerine bakıyor ve her şey birbirine giriyor. Televizyon başındaki çocuk ekrana doğru heyecanla bağırıyor:

''Evet desene be salak! Evet desene!!''

17 Mayıs 2011 Salı

Aslında

Çocuklar o kadar da kötü olmayabilir, belki.




Yalnız bu hayatımda gördüğüm en iyi fan video yahu.

Hadi ders çalışalım!

15 Mayıs 2011 Pazar

Geçmişte Yaşayalım

Şu dünya üzerine yaşlanmak fikri kadar beni korkutan bir şey yoktur. Keşke bu korkum hayatımı daha dolu yaşamamı sağlasa. Bu tür videolardan bir sürü var Youtube'da ama böyle günümüzden geçmişe gidenine rastlamamıştım. Nedense böylesi beni daha çok etkiledi, evet.

8 Mayıs 2011 Pazar

Pasosuz Yaşama Sanatı


Şunun şurasında okulun bitmesine bir iki ay kalmışken iki tane bıyıklının keyfi yerine gelsin diye 22 TL bayılmanın anlamı yok. O paraya kitap alınır, albüm alınır, sinemaya gidilir. Ben şu yöntemleri kullanıyorum işe yaradı şimdiye kadar. Bunlar da işe yaramazsa deli taklidi yapmayı planlıyorum.

1- Bir kere o otobüs işini unut. Ona kimse çözüm bulamadı.
2- Bilet alacağın zaman metrodaki gişeleri falan boşver. Dışarda bilet satan büfeler var ordan beşer onar tane alıp stoklamak en iyisi.
3- Metroda turnikelerden geçerken kulaklık olsun kulağında.
4- Bileti basarken herhangi bir mavilik gözükmemesine özen göster.
5- İşte en önemli kısma geldik: Cebinde bir adet tam bilet taşı.
6- Kullanmış olduğun öğrenci biletini hemen tam biletin bulunduğu cebe koy.
7- Görevli paso sorduğunda tam bileti göster ve yoluna devam et.
8- Benim gibi tembel ve korkak olma, hakkını aramanın bir yolunu bul.