24 Şubat 2012 Cuma

Uçan Poşetleri Koruma ve Yaşatma Derneği


Uçmak çok fazla çaba gerektiren eylemlerden birisidir. Farklı canlılar bunun için farklı yöntemler geliştirmiş. Bazılar için bu milyonlarca yıllık bir evrimi gerektirecek kadar zahmetlidir ama güzel bir şeydir de, dinozorlar boşuna kuşlara dönüşmemişler yani. İnsanın uçma macerası diğerleri kadar kolay olmamış tabi. Diğerleri sadece uçar, öyle hesaplamalarla falan uğraşmadan sadece uçarlar. Bizim bir araya gelip bazı şeyler düşünmemiz, sonra inşa etmemiz, bunları denerken bazı kayıplar vermemiz gerekir. Bu uçma kabiliyetinden yola çıkıp da düşününce belki evrenin bir köşesinde bizim yüz yıllardır cevabını aradığımız soruları sorma ihtiyacı bile duymayan, bunu öylece bilen canlılar vardır. Evrenin sırlarını bilerek doğmak baya ilginç olurdu. Bilmemek daha güzel yine de. Uçmak herkes için güzel olmayabilir. Mesela taşları düşünelim. Suyun üzerinde sekmeyi sevenleri vardır ama uçma çabasındaki bir taş görmedim hiç. Halbuki poşetler öyle mi. Kendileri zaten 400-1000 yıl arasında değişen ömre sahip varlıklar olduklarından her şeyi denemek isterler herhalde.

-Olm poşet falan ne alaka?
-Bugün eve dönerken gördük ya.
-Ben o ara dinlediğimiz şarkıya klip çekiyordum kafamda.

Bak bu da çok güzel oluyor. Şimdi metrodan bizim eve kadar 10-15 dakikalık bir yürüme mesafesi var. Otobüse binesim gelmiyor bu ara o yüzden yürüyerek gidiyorum. Bu sırada da bir sürü şeyi düşünmeye başlıyorum. Yolu kendiliğimden bulmam biraz üzücü aslında ya neyse. İşte öyle bir anda kendimi evin önünde buluyorum. İlerde hayal gücüyle çalışan ışıktan hızlı uzay gemileri olursa telif hakkımı isterim ha.

Hah poşet vardı di mi? Ya şimdi bazı günler hava akımları şanslı bir poşeti seçer ve onu uçurur hani. Burada işin püf noktası poşetin hiçbir şey yapmamasındadır. Bunu yapan poşetlerin büyük bir kısmı toprak altında ömrünün dolmasını bekler ama insan engel olamıyor bazı şeylere. Bazı şeylerin kendiliğinden düzelmesini bekliyor. Mesela ben bazı durumlarda yapacağım herhangi bir şeyin işleri daha da kötü hale getireceğini düşündüğümden böyle yaparım. Bazen olayları akışına bırakmak alışkanlık halini alabilir. Bunun sonucunda hayatın kendini tekrar etmeye olan eğilimini bir görsen ağzın açık kalır valla. Demek ki bizi bizi yemişler öyle kelebek etkisi, kaos diye. Sonuçta bu denklemdeki tek değişken değilim ki ben. Çözüm kümesiyle ilgili bir sorun da olabilir tabi, matematikle alakam yok 4 senedir.

Yani poşetle poşet olmanın bir anlamı yok. Sonuçta uzaya çıkmayı başaran bir poşet duymadım hiç ki bu benim nihai amacım olduğundan kendime başka bir ilham kaynağı bulmalıyım. Hem bir de şöyle bir şey var:







-Bu kızcağızı kim üzüyor böyle yahu?
-Bilmem.
-Üzen birisi olmasa bunları dinleme imkanımız da olmayacaktı.
-Bunun için kendimi kötü mü hissetmem gerek?
-Kötü hissetmek için böyle sebeplere ihtiyacın olduğunu düşünmüyorum.

Hiç yorum yok: